Makale · Gayrimenkul Hukuku

Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi: Satıcı Tapuyu Devretmezse Tapu İptali ve Tescil Davası

Yıllar önce noterde bir satış vaadi sözleşmesi imzaladınız; bedelin tamamını ya da büyük bölümünü ödediniz, belki taşınmazı fiilen kullanıyorsunuz — ama tapu hâlâ satıcının üzerinde ve karşı taraf devir yanaşmıyor. Ya da tam tersi: taşınmazı sonradan satın aldınız, tapu kütüğünde eski tarihli bir satış vaadi şerhiyle karşılaştınız. Bu yazıda taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ne olduğunu, hangi şartlarla geçerli sayıldığını ve sözleşmeye dayanan tapu iptali–tescil davasının nasıl işlediğini sade bir dille anlatıyoruz.

Satış vaadi sözleşmesi nedir, satıştan farkı ne?

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, ileride yapılacak asıl satışın taahhüt edildiği bir ön sözleşmedir: taraflar, taşınmazın kararlaştırılan bedel karşılığında devrini ileride tapuda gerçekleştirmeyi karşılıklı olarak üstlenir. Sözleşmenin imzalanmasıyla mülkiyet kendiliğinden geçmez; alıcıya tanınan şey, satışın yapılmasını — gerekirse mahkeme eliyle — isteme hakkıdır. Uygulamada özellikle henüz kat irtifakı kurulmamış projelerde, miras ve ortaklık ilişkilerinde ya da bedelin taksitle ödendiği alımlarda sıkça kullanılır.

Geçerlilik şartı: Noterde “düzenleme” şeklinde yapılmalıdır

Satış vaadi sözleşmesi resmî şekle tabidir ve ancak noterde düzenleme şeklinde — yani metnin bizzat noter tarafından hazırlanıp taraflarca noter önünde imzalanması yoluyla — yapıldığında geçerlidir. Tarafların kendi aralarında imzaladıkları adi yazılı belgeler, “haricen satış senedi” başlıklı kâğıtlar ya da yalnızca imzanın onaylatıldığı belgeler, ne kadar ayrıntılı olursa olsun, kural olarak tescil talep etme hakkı vermez. Sözleşmede satışı vaat edilen taşınmazın ve bedelin belirli ya da en azından belirlenebilir olması da aranır. Bu nedenle dava yoluna gitmeden önce elinizdeki belgenin niteliğinin doğru tespit edilmesi büyük önem taşır.

Tapuya şerh: Üçüncü kişilere karşı koruma

Geçerli bir satış vaadi sözleşmesi taraflar arasında hüküm doğurur; ancak tapu kütüğüne şerh edilmediği sürece taşınmazı sonradan iyiniyetle edinen üçüncü kişilere karşı kural olarak ileri sürülemez. Sözleşmenin tapuya şerh edilmesi hâlinde ise bu hak, şerh tarihinden itibaren beş yıl boyunca taşınmazı sonradan edinen herkese karşı korunur. Şerh süresi içinde taşınmaz el değiştirse dahi vaat alacaklısı hakkını yeni malike karşı da ileri sürebilir. Şerh edilmemiş bir sözleşmede ise taşınmazın üçüncü kişiye devri hâlinde, tescil yerine çoğu zaman yalnızca satıcıya yöneltilecek tazminat talepleri gündeme gelir. Bu yüzden sözleşme imzalanır imzalanmaz şerh işleminin yaptırılması, alıcı bakımından en etkili koruma tedbiridir.

Tapu iptali ve tescil davası: Şartları ve işleyişi

Satıcı, sözleşmeye rağmen tapuda devir yapmaktan kaçınırsa, alıcı mahkemeden taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini isteyebilir. Bu davada mahkeme kararı, satıcının irade beyanının yerine geçer; karar kesinleştiğinde mülkiyet alıcı adına tescil edilir. Davanın kabulü için başlıca aranan hususlar şunlardır: ortada noterde düzenleme şeklinde yapılmış geçerli bir sözleşmenin bulunması, alıcının kendi edimini — yani sözleşmede kararlaştırılan bedeli — ödemiş olması ve tescile hukuki ya da fiilî bir engelin bulunmaması. Bedelin bir kısmı henüz ödenmemişse dava hemen reddedilmez; mahkeme kalan bedelin depo edilmesi için süre verir ve bedel yatırıldığında tescile hükmedebilir.

Tescile engel hâller de uygulamada sıkça karşılaşılan bir başlıktır. Taşınmazın vaat borçlusu adına kayıtlı olmaması, üzerinde daha eski tarihli ve hâlâ geçerli bir şerhin bulunması ya da taşınmazın niteliği gereği devrinin mümkün olmaması gibi durumlarda tescil talebi sonuçsuz kalabilir; bu hâlde alıcının talebi, ödediği bedelin iadesi ve tazminata dönüşebilir. Elbirliği mülkiyetine tabi (örneğin miras ortaklığındaki) paylar ile henüz kat mülkiyeti/kat irtifakı kurulmamış bağımsız bölümlere ilişkin vaatlerde de tescilin hangi aşamada mümkün olacağı ayrıca değerlendirilir.

Zamanaşımı: On yıl — ama teslim varsa durum değişir

Satış vaadi sözleşmesinden doğan tescil isteme hakkı, kural olarak sözleşmede kararlaştırılan ifa tarihinden, böyle bir tarih yoksa sözleşme tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Bununla birlikte yerleşik yargı uygulamasında önemli bir istisna kabul edilmektedir: taşınmaz sözleşme uyarınca alıcıya teslim edilmiş ve alıcı taşınmazı kullanmaya devam ediyorsa, satıcının zamanaşımı savunması dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağından dinlenmez. Yani yıllardır içinde oturduğunuz, vergisini ödediğiniz bir taşınmaz için sürenin geçtiği düşüncesiyle hakkınızdan hemen vazgeçmemeniz gerekir; teslim olgusunun ispatı burada belirleyicidir.

Sık sorulan sorular

Elimde yalnızca adi yazılı bir “satış senedi” var; dava açabilir miyim? — Adi yazılı belge kural olarak tescil davasına dayanak olmaz; ancak ödenen bedelin iadesi ve somut duruma göre diğer talepler gündeme gelebilir. Belgenin niteliği ve ödeme kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.

Şerhin beş yıllık süresi dolarsa sözleşme geçersiz mi olur? — Hayır. Sürenin dolması yalnızca şerhin üçüncü kişilere karşı sağladığı korumayı sona erdirir; sözleşme taraflar arasında geçerliliğini korur ve satıcıya karşı dava hakkı devam eder.

Taşınmaz bu arada başkasına satılmışsa ne olur? — Şerh süresi içindeki devirlerde dava yeni malike karşı da yöneltilebilir. Şerh yoksa, iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı kural olarak korunur; bu hâlde satıcıdan bedel iadesi ve tazminat istenebilir.

Dava nerede açılır, ne kadar sürer? — Dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Süre; keşif, bilirkişi incelemesi ve olası istinaf aşamalarına göre değişmekle birlikte uygulamada çoğunlukla bir ila üç yıl arasında sonuçlanmaktadır.

Sonuç

Satış vaadi sözleşmesi, doğru kurgulandığında alıcıya güçlü ve dava yoluyla zorlanabilir bir hak sağlar; ancak bu gücün kaynağı biçimsel doğruluktur. Noterde düzenleme şeklinde yapılmamış bir sözleşme tescil hakkı vermez; şerh edilmemiş bir sözleşme üçüncü kişilere karşı koruma sağlamaz. Sözleşme aşamasında şekle ve şerhe, uyuşmazlık aşamasında ise bedelin ödendiğinin ispatına ve tescil engellerinin tespitine odaklanmak gerekir. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, izlenecek yolun somut duruma göre değerlendirilmesinde yarar vardır.

Satış vaadi sözleşmenize ilişkin değerlendirme talep etmek isterseniz: İletişim

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için bir avukata başvurmanızı öneririz.